
- Sufizm'in Tanımı
- Kaynak
- Sufizm'in Temelleri
- Sufizm ve Barış
Barış ve Varoluşun Sabitliği
Barış ve İnsan
Barış ve Toplum - Sufi Uygulamaları
Sufizm- Giriş
İslam Sufizmi Okulu M.T.O. Shahmaghsoudi'nin zamanımızın Sufi Üstadı Salaheddin Ali Nadir Anga Theory "I" adlı eserinde şöyle açıklamaktadır.
"Sufizm genelde İslam'ın mistik boyutu olarak kabul edilir. İrfan kelimesi Sufizmin en önemli kısmını ifade eder. İrfan, ma'rifa kelimesinden türemiş ve bilme, farkına varma anlamındadır. Bu bağlamdaki anlamı ise Varoluşun gerçeğini tanımaya götüren, ilahi bilgi ve sırlara ermiş, kendini bilme, kendinin farkına varmadır. Sufizm Peygamberlerin yoludur. Bunun için Sufizmi Dinin Gerçeği olarak tanımladım."1
Ezelden beri insanlar her varlığın mistik birliğininin (vahdeti vücut) tarifsiz niteliklerini anlatmaya çalışmışlardır. Bu temel birlik her zaman bütün dinlerin öğretileri olmuştur. Fakat eskieden beri de dış etkenler ve yok sayma (ignorans) öğretinin değişmesine (özünden uzaklaşmasına) yabancılaşmaya ve yanlış anlaşılmalara yol açmıştır. Günümüzde de hâlâ bu dinlerin mensupları arasında öyle devam etmektedir.
Kişilerin dini sözlere ve resimlere göre yaşayıp kendileri içsel boyutta tecrübe etmedikleri için her dinin uygulamasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Birleşmenin odak noktası ise varolan bir gerçeğin (Allah) tecrübe edilmesidir.
"Şüphesiz bu, tek ümmet olarak sizin ümmetiniz dir. Ben de Rabbinizim. Onun için sadece bana kulluk edin." Kur'anı Kerim (21:92)
Sufizm dinin gerçeğidir ve İslam'ın çekirdeğidir. Bir olmanın ve birlik olmanın iman edilerek İslamda bildirilmesi "la illaha il Allah", Allah'tan başka Allah yok şeklindedir. Teslimiyet ile bu mertebeye ulaşılır. Kendini tanımaya teslim olmak, değişmezlik (sağlamlık), barış ve canlı kalmayı (ölümsüzlük) gerçekleştirir. İçındeki "Ben"i bilginin kaynağını fark eden kişi, teslimiyetin geçerli kanunları tarafından yönlendirilir. Bu hal, Sufi Üstadlarının eserlerinde devamlı aktarıla gelen mutlak özgürlük ve aşktır.2
Sufi olmanın karekteristik özelliği İslam'ın hem içsel boyutunu yaşamaları hem de dışsal (zahiri) kanunlarına uymalarıdır. Peygamberlerin öğretilerinin Sufizmde üç boyutlu anlamı vardır. Hazreti Celaleddin Ali Mir Ebulfazl Anga, Şeyh Necmeddin Kübra'nın bir konuşmasına atıfta bulunarak şöyle demiştir:
"Sufizm üç aşamadan oluşur. Bunlar şeri'at (kanun), tarikat (kalbin yolu) ve hakikat (kalbin varoluşu)'dur. Şeriat gemi, tarikat deniz ve hakikat hazinedir. Bunun için hazineye ulaşmak isteyen kişi gemiye binmeli, denize açılmalı ve hazineye ulaşmalıdır.3
İmam Caferi Sadık (s.a.v.) namazın bu üç aşamalı anlamı kapsadığını söylemiştir:
Hizmet etme şeriat, yakınlaşma tarikat ve birleşme (vahdeti vücut) hakikattir.
Gerçeğin Arayıcısı (salek) Allah'la birlik haline gelmeyi arar. Aşkla kendinden geçer. Allah'la kul arasındaki sınırlar yavaş yavaş kalkar ve ilahi birliğe kavuşur. Sufizmin amacı sevgiliyle bir vücut olmaktır. Hz. Muhammet (s.a.v.):
eşhedü enla ilaha illalah
Allah birdir ve O'ndan başka Allah yoktur, demiştir.
Sufizm, bireye inkar perdelerini kaldırma ve kendi gerçeğini tanıma becerisi verir. "Pir" adı verilen ve yolun ışığı olan öğretmen saleke kendini tanıma yolunda rehberlik eder. Hazreti İmam Muhammet Bekir (beşinci şii imamı)'ın öğretisi salekin bilgelik yolunu aydınlatır. Şöyle demiştir:
Manevi Rehber, salekin kalbine ilahi nur tarafından sunulması gereken saf bir cevherdir.
Arınma yoluyla irfan ışığı yavaş yavaş fark edilir. Öğretmen manevi yükselme yolunun sabırlı rehberidir. Öğretmenin yol açan ışığı salekin yolunu aydınlatır ve onun kendi gerçeğini tanımasını sağlar.
Kuranı Kerim bize şöyle der: (Ve) gördüğünü kalbi yalanlamadı. (53:11)